Temelleri Muzaffer Şerif’in otokinetik deneyi ve Solomon Asch’in çizgi deneyine dayanan Milgram’ın otoriteye itaat deneyi, bahsedilen deneylerde gözlenmek istenen uyuma ek olarak otorite figürlerinin insanların kararlarına etkisi ve bu kararların sonuçları hakkında gözlemler yapmak için tasarlanmıştır.
Milgram sosyal itaatin nasıl oluştuğunu, kişinin kendi değerleriyle çatışsa bile otoriteye nasıl itaat ettiğini, itaatin derecesinin hangi şartlar altında ve hangi ortamlarda bulunduklarına ve otorite algılarına bağlı olarak gösterdiği değişimleri anlamak için deney yoluyla araştırmalar yapmıştır.
Dünyada yaşanan birçok büyük çaplı kıyımda ölen de öldüren de insanın kendisidir. İkinci Dünya Savaşı’nda binlerce Alman askeri milyonlarca masum Yahudi’yi katledip fırınlarda yakarken veya Sırp askerleri Bosna’da binlerce ailenin yitip gitmesine sebep olurken hangi iradeyle hareket ediyorlardı? Komutanlarından aldıkları emirler kendi iradelerini yok saymaları için geçerli bir sebep olabilir miydi?
1962 yılında İsrail’de davası görülen Adolf Eichmann, Hitler’in Nihai Çözüm davasına öncülük eden isimlerden biriydi. Orada bulunan Yahudi kökenli filozof Hannah Arendt’ın gözlemlerine göre Eichmann ne canavar ne de caniydi. Sadece diğer askerler ve bürokratlar gibi emirleri sorgulamadan yerine getiren sıradan biriydi.
Nasıl olur da sıradan, hiçbir duygudurum bozukluğu ve psikiyatrik bir hastalık göstermeyen bunca insan sadece komutanlarının emriyle böyle eylemlerde bulunabildi? Milgram’ın deneyinden bahsetmeden ve bu sorulara cevap aramadan önce itaat ve otorite kavramlarından bahsetmemiz gerekir. İtaat, “sıradüzensel bir ilişkinin bulunduğu ortamlarda üstün söz ve yönergelerine uygun davranma, onların gereğini yerine getirme; boyun eğme” (Bakırcıoğlu, 2012) anlamına; otorite ise “düşünce, fikir ve davranışı etkileme veya yönlendirme gücü” (Merriam- Webster Dictionary) anlamına gelir.
İtaat bütün kültürlerde karşımıza çıkan toplumun işleyişine temel oluşturun bir olgudur. Her birimiz aile, devlet, iş kurumları içerisinde otorite ile yönetilir ve yönlendirilir veya kendi otoritemiz ile yönetir ve yönlendiririz. İnsanlar için otorite bir zaman sonra içselleştirilmiş bir olguya dönüşür ve otorite figürü orada bulunmasa bile kişi kendini kurallara ve yönlendirilmelere uymak zorunda hisseder. En basitiyle çocukların anne-babaları yanında değilken bile onların kızacağı şeyler yapmaktan sakınması buna örnek verilebilir.
DENEYİN AMACI:
Milgram’ın çoğunlukla sosyal temellere dayandırdığı otoriteye itaat deneğiyle genel anlamda deneklerin, deneyi yapan kişilerin verdiği emirler sonucu elektrik verme konusunda ne kadar ileriye gidebileceklerini gözlemlemeyi ve bu gözlemler ışığında otorite kavramını anlamayı amaçlar. Bu deney araştırmacının deneyin devam etmesine yönelik direktifleri ile öğrencinin deneye devam etmek istememesinin arasındaki çatışma ölçülmek istenmiştir.
DENEYİN YÖNTEMİ:
Deney için denek arayışında olan Milgram gazeteye cezanın öğrenme üzerine etkileri hakkında yapılan bir çalışma için denekler aradığına dair bir ilan verir. Deneye katılan her katılımcıya, deney anında deneye katılmaktan vazgeçseler bile 4.50$ ödenecektir. Deneklere öğretmen ve öğrenci olmak üzere farklı roller verileceği söylenir ve rolleri belirlemek amacıyla kura çekilir. Ancak bu kura hilelidir. Deneklere her zaman öğretmen rolü çıkar çünkü bu deneyde yalnızca öğretmen rolü dışarıdan gelen gönüllü katılımcılardan oluşmaktadır. Öğrenci rolündeki sözde denekler aslında işbirlikçilerdir ve deneyin asıl içeriğinden tamamen haberdarlardır. Roller belirlendikten sonra deney düzeneği katılımcılara anlatılır. Öğrenciye verilen bir takım kelime gruplarının ezberlenmesi istenmesinin ardından öğrencinin farklı bir odaya alınacağı ve öğretmenin yapılan her yanlışta miktarı giderek artan voltlarla öğrenciye elektriksel şoklar vermesi gerektiği söylenir. Deneğe elektrik şokunun ceza olarak verildiği ve öğrenme süreçlerinde cezanın pekiştireç özelliğini test ettikleri açıklanır. Ceza sistemi yani elektrik şoku verme şu şekilde gerçekleşecektir: öğretmenin önünde bir şok jeneratörü bulunur. Jeneratör ekranında 15 volttan 450 volta kadar şok düzeyleri ve şokların etkilerini açıklayan etiketler bulunmaktadır. Bu etkiler şu şekildedir: 15 volt hafif şok, 75 volt orta şiddette şok, 135 volt güçlü şok, 195 volt çok güçlü şok, 255 volt şiddetli şok, 315 volt aşırı şiddetli şok, 375 volt tehlikeli en şiddetli şok ve 435 xxx. Öğretmen öğrencinin ilk hatasında 15 volt verir, devam eden her hatada elektrik şoku 15 volt arttırılarak verilmeye devam edilir. Öğretmen rolündeki deneğe deney başlamadan önce şokların verdiği acı miktarını anlayabilmesi için 45 voltluk gerçek bir elektrik şoku verilir. Burada gerçek bir elektrik şoku terimini kullanmamızın sebebi, deney başladıktan sonra her hatasında öğrenciye verilen elektrik şokunun gerçek olmamasıdır. Deneyin amacı için deneklere bu konuda yalan söylenir. Deneklere bu şekilde açıklama yapılmasının ardından öğrenci başka bir odaya alınır ve vücuduna elektrik şokunun iletildiği düzenekler yerleştirilir. Öğretmen rolündeki deneğin de bu düzenekleri görmesi sağlanır ve öğretmen şok jeneratörünün başına geçer. Öğrenci başlarda doğru cevaplar verir ve her şey yolundadır. Ancak yanlış cevaplar vermeye başlamasının ardından elektrik şoklarının miktarı öğretmen tarafından arttırılır. Şokların miktarı arttıkça öğrencinin tepkisi de artmaya başlar. Başlarda “ah” gibi bazı yakınmalar duyulurken 75 voltta inleme sesleri başlar ve 120 voltta öğrenci bağırarak canının acıdığını söyler. 150 voltta deneyi bırakmak istediğini, 180 voltta artık dayanamadığını söyleyen öğrenciden 250 voltta büyük bir çığlık duyulmasının ardından voltaj düzeyi 300’e geldiğinde hiçbir ses çıkmamaya başlar. Öğretmene, cevap verilmediği taktirde yanlış cevap olarak değerlendirmesi ve elektrik şokunu arttırması söylenir. Deney ilerledikçe bu tepkiler karşısında deneyi bırakmak isteyen öğretmene deneyi yapan kişi tarafından önce sakin bir şekilde “lütfen devam edin”, bir sonraki bırakma isteklerine ise giderek artan otoriter bir tavırla “deney devam etmenizi gerektiriyor”, “devam etmeniz deney için büyük bir öneme sahip”, “başka seçeneğiz yok, devam etmek zorundasınız” cevapları verilir.
DENEYİN SONUÇLARI:
Yapılan deney sonucunda deneye katılan katılımcıların %65’inin (40 denekten 26’sının) en yüksek volt olan 450 volta kadar çıktıkları görülmüştür. Deneklerden 5 kişinin 300 voltta, 4 deneğin 415 voltta, 14 deneğin ise cevap gelmeyince durduğu deneyde hiçbir katılımcı 300 volt öncesinde durmamıştır. Bazı deneklerde aşırı terleme, kekeleme, titreme gibi duygusal tepkiler gözlenirken, bazılarında ise beklenmedik bir şekilde gülme krizleri görülmüştür. Milgram’ın gözlemlerine göre çoğu katılımcı deneyi sonlandırmak istemişlerdir ancak bunu gerçekleştirecek iç motivasyona sahip değillerdir.
Deneğin, araştırmacının emirlerine sorgulamadan uymasının sebebi emirleri, kendi ahlaki süzgeci yerine otoritenin süzgecinden geçirerek uygulamasıdır. Denek görev bilinci ile duygularını bir kenara bırakmaya zorlayarak tüm sorumluluğun otoritede olduğuna kendini ikna etmeye çalışmaktadır. Deneyin başka versiyonlarında araştırmacının kullandığı “tüm sorumluluk bana ait” cümlesinin ardından otoriteye itaat oranlarının arttığı gözlemlenmiştir.
Deney ve sonuçlarından yola çıkan Milgram Araçlaşma Kuramı’nı geliştirmiştir. Bu kurama göre itaat eden kişi, tüm sorumluluk otoriteye ait olduğu için kendisi yalnızca itaat eden, emirleri yerine getiren bir araçtır. Kısaca kendisi sadece kendine verilen görevleri yerine getiriyordur. Milgram’a göre “itaatin özü, bir insanın kendisini başka bir insanın isteklerini gerçekleştiren bir araç olarak görmesi, böylece kendi davranışlarından kendisini sorumlu hissetmemesidir.” (Milgram, 2015)
Milgram deneyini gerçekleştirmesinin öncesinde birçok ön araştırma ve ön çalışma gerçekleştirmiştir. Bu araştırmaların birinde 39’u psikiyatr olmak üzere 110 uzmana, psikolojik sağlığı yerinde olan normal bir insanın onların tahminlerine göre deneye hangi aşamaya kadar devam edecekleri sorulmuştur. Uzmanların görüşleri, deneyde öğretmen rolündeki deneklerin ancak %10’unun 180 voltu aşacakları ve hiçbir deneğin sonuna kadar devam etmeyecekleri yönünde olmuştur. Bir başka ön çalışma Yale Üniversitesi Yüksek Lisans programında okuyan 14 öğrenciye anket uygulanarak yapılmıştır. Anket sonuçların ancak sadist eğilimli %1.2’lik bir kesimin en yükseğe voltaja çıkacağı şeklindeydi. Yapılan ön çalışmalar dahilinde deney sonuçlarının beklenmeyen bir yönde olduğu açıkça ortadadır. Deneyde gözlenmek isteyen otoriteye itaat durumu beklenenden oldukça yaygın, karşı çıkma durumu ise yine beklenenin aksine oldukça düşüktür. Milgram’ın kendisi de çok kez deney sonuçları karşısında hissettiği şaşkınlıktan bahsetmiştir.
Milgram ön çalışmalarında deneyi önce gruplar halinde daha sonra bireysel şekilde gerçekleştirmiş ve iki durumda da son düzeye kadar şok verenlerin sayısı oldukça yüksek olmuştur. Bu ön çalışmalar boyunca Milgram birçok unsuru tek tek değerlendirmiş ve deneyi en yüksek düzeyde sonuçlar alabileceği doğrultuda şekillendirmiştir.
DENEYİN FARKLI VERSİYONLARI VE SONUÇLARI
Deneyin bir başka versiyonunun üç nokta dışında standart versiyon ile arasında bir fark yoktur. Bu versiyonda farklı olan noktalar; deneğe, vereceği elektrik şokları hakkında bilgi verilmeyip kararın tamamen deneğe bırakılması, deney başlamadan hemen önce araştırmacıya bir telefon gelmesi ve deneğe deneye tek başına devam etmesi gerektiği söylenmesi ve son olarak da öğretmen rolündeki deneğin yanında öğrencilerin cevap verme sürelerini ölçecek -işbirlikçi olan- bir deneğin daha bulunmasıydı. Araştırmacının deneyin başında odadan çıkmasının ardından işbirlikçi olan denek diğer deneğe, öğrencinin her yanlış cevabında elektrik şokunu arttırabileceklerini söyleyip bu konuda ısrar edecekti. Bu versiyonda fark edeceğimiz üzere komutları veren kişi bir uzman değil sıradan bir insandı. Değişen bu koşullar sonucunda en yüksek şoku verme oranı %20’lere kadar düşmüştür. Bu sonuçlar bizi otorite figürünün statüsünün, kişinin otoriteye itaat etmesindeki motivasyonunu ne derece güdülediğini düşünmeye yönlendiriyor.
Bir başka versiyonunda ise bu sefer iki uzman araştırmacı vardır ve öğrencinin deneyin durdurulması isteğinin ardından bu konuda görüş ayrılıklarına düşerler. Bu versiyonun sonuçlarında tüm deneklerin deneyi orada bıraktıkları, devam etmedikleri görülür. Bu koşullarda da otorite bölünmesinin sonuçlarını görüyoruz.
Deneyi geliştirmek ve farklı faktörlerin etkisini incelemek adına yapılan başka versiyonlarda ise denek ile kurbanın arasındaki yakınlık-uzaklık ilişkisinin farklı etkileri incelenmek istenmiştir. İlk olarak yapılan deneyde denek elektik şokları verdiği sandığı kurbanı ne görebilmektedir ne de duyabilmektedir. Kurban yalnızca 300 volttan duvarı yumruklar ardından gelen 315 voltluk şokta ise tekrara sessizleşir. Yapılan ikinci deneyde kurbanın sözlü tepkileri
deneğe net olarak gelmektedir. Üçüncü deneyde ise denekle kurban aynı odadadır ancak aralarında belirli bir mesafe vardır. Dördünce deneyde denek kurbana temas edebilecek yakınlıktadır ve kurban her yanlış cevabında kendisi elini elektrik şok veren plakaya koymak zorundadır. 150 volt düzeyine gelindiğinde kurbanın elini plakaya koymayı reddetmesi üzerine araştırmacı, denekten zor kullanarak bunu geçekleştirmesini istemektedir. Yapılan bu deneylerin sonuçlarına bakacak olduğumuzda deneye katılan 40 denekten %30’unun araştırmacının tüm isteklerine uyduğu; 40 denekten 12’sinin ise boğuşma gerekse bile zor kullanarak kurbanın elini plakaya bastırdığı görülmektedir. Ayrıca deney sonuçlarında denek ile kurbanın arsındaki mesafe azalıp yakınlık arttıkça itaat düzeyinin düştüğü ve deneğin itirazlarının arttığı görülmektedir.
Aynı düşünce mekanizması ile bu sefer otorite kaynağı araştırmacı ile deneğin arasındaki mesafenin etkilerini gözlemlemek adına yapılan deneylerde yine aynı şekilde otorite figüründen uzaklaştıkça itaat etme düzeyinin düştüğü gözlemlenmiştir.
Milgram’ın otoriteye itaat deneyi yapıldığı zaman diliminde karşılaştığı birçok tepkiyle birlikte her ne kadar etik konusunda tartışmalara yol açsa da sosyal psikoloji alanında yapılan en önemli çalışmalardan biri olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Günümüze kadar 11 farklı ülkede yaklaşık 3000 denekle tekrar edilen bu deney halen uyum ve otoriteye itaat konusunda bir çok insanda yeni ufuklar açmaktadır.
Kaynakça
Merriam- Webster Dictionary: https://www.merriam-webster.com/dictionary/authority adresinden alındı
Aronson, E., Wilson, T., & Akert, R. (2012). Sosyal Psikoloji. İstanbul: Kaknüs Yayınları.
Bakırcıoğlu, R. (2012). Ansiklopedik Eğitim ve Psikoloji Sözlüğü. Ankara: Anı Yayıncılık.
Hogg, M. A., & Vaughan, G. (2014). Sosyal Psikoloji. Ankara: Ütopya Yayınevi.
Milgram, S. (1963). Behavioral Study of Obedience. Journal of Abnormal and Social Psychology, 371378.
Milgram, S. (2015). Deney. İstanbul: Kafekültür Yayıncılık.
Yükselbaba, Ü. (2017). Milgram Deneyi: Otorite ve İtaate Dair. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, 227-270.
Yorumlar
Yorum Gönder